Rabbinin makamından (ona vereceği hesaptan) korkan ve nefsine kötü arzuları yasaklayana gelince, onun barınağı da cennetin ta kendisidir.” (Naziat, 40-41)
Elimizden geldiği kadar kendimizi günahlardan muhafaza edelim. Şayet nefsimize mağlup olursak bir hata yaptığımız zaman, Allah-u Zülcelâl’e karşı özür dilemek ve tevbe etmek lazımdır.
Şu ahir zamanda da görüyoruz, ortam deniz gibi. Yani günahların denizi gibi… İnsan denize girdiği zaman ıslanmaz mı? Islanır. Onun için mutlaka o günahlar da bize bulaşıyor. O zaman çare tevbedir.
“ALLAH’ın ‘’zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi?” (Romalılar 11:33 – 34)
Bakmayın, böyle rahatız şimdi, sorgu yok, cevap yok. Bakın sahih-i Buhari’de rivayet ediliyor:
“Kıyâmet günü insanlar Mahşer yerinde öyle terleyeceklerdir ki; dökülen ter, yetmiş zirâʻ derinliğinde yere geçecek, daha sonra yükselerek ağızlarını gemleyecek ve hattâ kulaklarına ulaşacaktır.” (Buhârî, Rikak, 47)
“…(Gaflete) dalan, gülüp oynayan, kabirleri ve
toprak altında çürümeyi unutan kul ne bedbahttır!
Azan, haddi aşan, nereden geldiğini ve nereye
gittiğini unutan kul ne bedbahttır!…” (Tirmizî Sıfâtü’l-kıyâme, 17)
Uyanık bir adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür.(S.Carnot)
Her şeyin bir zamanı var ve her şeyin bir nedeni...
Hayatı kabullen. Her şey olması gerektiği gibi, korkma.
Sen de tam olman gereken yerdesin. Kalpten istediğin şeye ulaşmak için, zihninden geçenleri değil, tam da ihtiyacın olan deneyimleri yaşayacaksın.
Sakin ol. Geç kalmadın. Erken de değil. Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok... Kimlerden ileri ya da geri olduğunun da...
Kaç yaşında hissettiğinin, kendini nerede görmek istediğinin ve şu an nerede olduğunun farkında olman mühim...
Yaşaman gerekeni yaşıyorsun sadece. Ne bir eksik ne bir fazla... Bil ki kusursuz bir düzen var senden gayrı.
İlmi ve iradesi dışında yaprağın bile kıpırdamadığı bir yaratan var, hatırla.
Beklentilerinin farkında ol ve onları minnetle değiştirmeyi öğren. Kanaat etmeyi ve şükretmeyi unutma. O vakit göreceksin ki mucizenin kendisisin aslında.
Mucize sensin.
Merhum Dr. Gürkan Ceylan şöyle diyor ''Çiçekler....Yüce Yaratıcı'nın kendi güzelliğini ima edercesine insanoğluna sunduğu hediyeler.Gündelik hayatın sıkıcı,tekdüze karanlık zindanından güneşe,aydınlığa açılan pencereler.Ötelerin muhteşem güzelliklerinden izler taşıyan haberciler....İncelik,kibarlık, zerafet ve güzelliğin sembolü;sevgi,muhabbet ve aşkın ifadesi;estetik,sanatsal,insani ve manevi değerlerin hatırlatıcısı;duygu, düşünce ve güzel hislerin harekete geçiricisi çiçekler.